Kilim Sanat Evi
Ruhiye Mine Kayra
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Ağustos 2009
Eylül 2009
Ekim 2009
Kasım 2009
Aralık 2009
Dokunmayın, Ben Güneşimi Bulurum
21 Eylül 2009 Pazartesi - 15:53

 

 

                                                          

Yapraklar sıra sıradır dal üzerinde. Her ağacınki farklı bir biçimde dizilse bile bütün ağaçlarda  yapraklar  alttakilere de güneşin gelmesine olanak verecek biçimde yönlenmişlerdir. Bazen bir çiçeğin saplarını, dağılmasın diye sıkıca bağlarsınız, dik dururlar ama artık iç düzenleri bozulmuştur.  İstedikleri gibi güneşe yönelemezler, alttakilerin önünü açamazlar ve bazen küsüp solarlar.

 

Televizyonlarda, gazetelerde  olayların kahramanları hep yetişkinler. Çocuklar ancak  çok dramatik olaylarda kurban olduklarında haberlerde yer alabiliyorlar.  Sanki ülkemizde milyonlarca çocuk yaşamıyor. Sanki onlar  on sene sonra trafik canavarı, terrorist, dayak atan, dayak yiyen, yalan söyleyen, sağlıksız yiyecekleri üreten, dolandırıcılık yapan, ormanları yakan, yıkılacak binaları yapan, çantanızı kapıp kaçan, ya da sınıfta cetvelle minik ellere vuran , bıçağını ufacık öfke sonucu karşısındaki insana batıran, ya da vaatleri boldan savurup seçilince sadece kendi ve kendi çevresini gözeten yetişkinler olmayacaklarmış gibi.

 

Biz onları çocukluklarında böyle yok sayarsak elbette bu saydıklarımızın hepsi olacaklar.  Çocuk gördüğünü yapar. Evinde, TV’de, okulda, yollarda ne görüyorsa büyüyünce  onları yapıp medyayı konusuz bırakmayacak.

 

“Yahu! siz deli misiniz?” diyemiyorum. Deli böyle şeyler yapmaz. Bunlar  başı boş, sevgisiz,  anlamsız, hedefsiz  büyütülmüş akıllı yetişkinlerin işleri. Medyanın işi köpeği ısıran insanı  sergilemekmiş. Allaha şükür onlardan bol bol var.  İnsanın köpeği ısırması neden haber olsun?  Bana ne! Kıl zevki varsa ısırsın köpeği de kediyi de fırçayı da.  Bir köpek insanı ısırmışsa telaşlanırım. Nerde, nasıl, buralarda olmasın, yakalanıp gözlem altına alınmış mı diye düşünürüm. Ama bence asıl haber  bir çocuğun köpekle ve diğer hayvanlarla  nasıl iletişim kurabildiğidir. İnsanların  birikimlerini paylaşğı örnek yaşam biçimleridir.  Çocukların beden gelişimlerini oyun ve sanatla geliştirdikleri etkinliklerin duyurulmasıdır.  Ormanların sadece ağaçların yanyana bulundukları bir toprak parçası değil, her türlü canlının ortak yaşam merkezi olduğunun tanıtılmasıdır. Bir ormanın yanması sadece ağaçların yanması değil, yanan bir evde bulunan insanların da yanması gibi, orada yaşayan her türlü canlının da öldüğü  çok acı bir  kayıptır..  Ormanı sadece ip asıp salıncak yapılacak bir dal veya mangal yeri görmek  ormanda hiçbir şey görmemek demektir.  Orman evimizde, yollarımızda,okulumuzda, işyerimizde olmayan her şeydir; Ağaçtır, böcektir, hayvandır, kuştur, tırtıldır, yapraktır, çiçektir, bilgidir, neşedir, oksijendir, yaşamdır.  Ormana sadece keşfe gidilir.  Güzellikler keşfedilir, ağaçlar tanınır, çiçeklere, böceklere hayran kalınır, kuşlar gözlemlenir, orman ağaçlarında hastalık, ormanda olmaması gereken maddeler varsa dönüşte gerekli yerlere haber verilir ki  bunlar ormana zarar vermesinler.

 

Haydi yetişkinler, biraz durup düşünün. Meditasyon mu yaparsınız, havuz başına mı oturursunuz ya da iki elinizi başınız arasına alıp mı oturursunuz bilemem.  Ama  titreyip kendimize gelmenin zamanı gelmiş geçmektedir.  Tüm çocuklara insan muamelesi yapmadıkça medya konusu insanlar yetiştirmekten kurtulamayız.  Gözünüzü açın ve etrafınıza dikkatle bakın. Bakın ki çocuklardaki cevheri görebilesiniz. Bakın!  Ne güzeller! Fırsat verin, sabırlı olun, ön yargılı olmayın göreceksiniz, duyacaksınız  size anlatacakları hayallerini ve yaratacakları güzellikleri. Gözlerinin içine bakın ve ellerini sıkın isimlerini söyleyerek. Selam verin onlara ve de saygı gösterin. Onlar bunu hakettiklerini ispatlayacaklar  kısa bir zaman sonra.  Sizlere güvendiklerinde  ortaya çıkacak bütün güzellikleri. Sizlerin  öğütücü  değirmenlerinizden kurtulduklarında sunacaklar size bütün yaratıcılıklarını, masumiyetlerini ve sevgilerini.

 

Anadil öğrenilmeye bebekken başlanır ve istense de yanlış cümle kurulamaz büyüyünce. İnsan yapısı da öyle. 0-5 en önemli yaş.  Bu yaşta alınanı değiştirmek çok zor. Anne-babanın  işi bu. Çok şey bilmeleri gerek. Öğrenin.  Sadece beslemek, süslemek yeterli değil. Birinci sınıf çok önemli. Orada çocuk büyük bir geçiş yaşıyor. Okuma yazmayı sevmeyi ve disiplini orada öğreniyor. Birinci sınıf öğretmenleri çok farklı bir eğitim ve değerlendirme içinde olmak zorundalar. Veliler  bunun farkında olursa her şekilde destekleyebilir öğretmeni.  Bunlar  zor işler değil. Bütün iş çocuk kimdir, nedir bunu bilmeye dayanıyor. Ormanı keşfeden çocuğunu da keşfedebilir.. Ya da doğayı keşfe çocuğunuzla beraber başlayın. Hem doğayı tanıyın hem de birbirinizi.

 

Tüm canlılara ve  çocuklara saygı duyulan bir dünyamız olsun istiyoruz.. Çocuklarımıza saygı ; doğaya ve insana saygılı yetişkinlerle  dolu bir dünya  oluşturabilir.

 

.

<< Geçiş yap 21 Eylül 2009 Pazartesi Yeni yorum Ekle
kayıt bulunamadı        
Yeni yorum Ekle
Adınız   
Konu   
İçerik   
*Gerekli alanlar



TÜRKÇEÜrünlerimiz / ProductsENGLISH