Her nekadar 1 nisan günü yazıyorsam da bu bir kandırma değil uyandırma günü olsun diyedir. Zira bir nisan yapılan şakalarla insanlara ' Dur, duyduğun her şey doğru değil. Seni aldatıyor olabilirler.' demek istemektedir.
Bir seçim yaşadık ve sandıktan gene 'erkek' çıktı. Sevdiğimiz, saydığımız, korktuğumuz, kızdığımız ve bir türlü gerçek insan gibi göremediğimiz insanlar. Çocuklarımızı ve erkeklerimizi tam bir insan gibi göremediğimiz sürece onları böyle desteksiz bırakacağımız kesin.
Evlatlarımızı çok seviyoruz ve onları, sakatlarmışcasına ,olanca gücümüzle koruyoruz. Onlar da yaşamlarının ilk yıllarından başlayarak yapacakları deneyimlerle, doğru ve yanlışlarla kendilerini geliştirecekken bundan yoksun kalıyorlar. Onlara yol açıp ilerlemelerine fırsat vereceğimiz yerde, 'Aman! Düşersin. Aman kırarsın. Aman kaybolursun. Sen yapamazsın! Annenin elini tut. Kaçma, koşma, soru sorma, konuşma, dökme, uyu gibi emirlerle çocuklarımıza nasıl bir ÇARESİZLİK eğitimi verdiğimizin farkında mıyız?
Bu çocuklar büyüyüp KOCA oluyor. Bu çaresizlik eğitimi almış olan çocuklar koca olduklarında ilk yaptıkları şey bu çaresizlik eğitimini karılarına geçirebilmek. Sokağa çıkma, açık giyinme, onunla konuşma, bununla konuşma, annene gitme, para harcama, gülme, ağlama, yat aşağı. Sonra kötü kadın olursun. Seni boşarım.
Meryem Hanım, güzel bir işe soyundunuz. Yaşamın kaynağının çift olduğunu biliyorsunuz. Her yaratık bir şekilde dişi ve erkek denilen iki birimden oluşuyor. Ancak o zaman bir bütün meydana gelebiliyor. Ancak yaradılışın temeli olan dişi-erkek beraberliğinin oluşturduğu insanlar bu gerçeği inkar edip dünyayı sadece bir birimin gücüyle idare etmek hevesindeler.
Kadının ve erkeğin insanın doğumuna katkı paylarının bilinmediği kadın tanrılar, boğa tanrılar, erkek tanrılar devirleri uzakta kaldı. Şimdi bu iki ayrı birimi bir araya getirip bebek bile üretiyoruz da neden bu iki birimi bir araya getirip sağlıklı bir toplum üretemiyoruz. Erkekler mutlu değil, çünkü çaresiz ve yanlızlar. Kas gücüyle korunuyorlar.. Kadınlar yanlız ve mutsuz. Kendilerine güvenmiyorlar, kocalarına güvenmiyorlar ve çaresizliklerini çocuklarına geçirmekten başka başarıları yok.. Okumuşu da okumamışı da böyle.
Nallıhan ,kadınların sanatsal başarılarıyla mühürlenmiş bir şehir. Gel gör ki Nallıhan internet sitesinde Nallıhan kadınından eser yok. Bir kardeş şehir ararsanız Brüksel'i düşünebilirsiniz. Orada kadınların yaptığı dantele devlet tarafından verilen destekle , eğitimle neler üretildiğini, dünyada dantel deyince akla Brüksel geldiğini görürsünüz. Kadınlar biliyor, yapıyor demek bu güne ait bir söz olmamalı. Bugün herşey ekip işi. Bu oyaları yapmak isteyen kadınlardan oluşacak ve okumuşlarla- oya yapanların eşit haklarla oluşturacakları bir Stk belki Nallıhan'ı da o düzeye getirebilir. Ancak sanat emirle, parayla değil, eğitimle, özgürlükle, kendine güvenle gelişir. .
Sevgi ve saygılarımla
Ruhiye mine Kayra